Bir Temsil Oyunu: Mimarlığın Sermayesi, Sermayenin Mimarlığı
Pelin Çetken
Temsil etmek, temsil edilen bilgiye karşı bir mesafe almayı getiren bir eylemdir. Burada temsil edilen bilgiye ne kadar uzak ne kadar yakın olunacağının sınırları önceden belirli değildir. Bilgiler temsil edildikçe mi nesneleşir ve nesneleşmeleri onları başkalaştırır mı? Bilgi, temsil edilme eylemiyle kendisini bildiririr, dünyayla konuşabilir hale gelir. Temsil, bilginin dilini kurar. Bu dilin neyi, nasıl anlattığına göre bilgiler dünya üzerindeki yerlerini bulurlar. Peki, bilgi kendisini temsil edenleri aradaki mesafeden dolayı ne kadar kontrol edebilir? Temsilin anlattığı bilgi başkalaşınca, “bilgi”ye ne olur?
Mimarlığa bakıldığında onun bilgisinin aslında hep insana, onun barınma ihtiyacına dayalı olduğu ortadadır. Da Vinci’nin Vitrivius Adamı’ndan, Le Corbusier’in Modülör’üne kadar hep insandan çıkan ölçüler ve o ölçülerle kurulmuş bir dünya görülür. Ama mimarlık garip bir şekilde bu kadar insana dair olmasına rağmen, insanla, toplumla arasına bir mesafe koymuştur. Onun temsil araçları, dili herkesin anlayacağı türden değildir. Bir yapının kesitini alma, görünüşünü çizme, planını kurma ve bunları belirli bir çizim tekniği ile ifadelendirme sırasında oluşan yapının bu temsil biçimi mimarlık bilgisini “sıradan” insanların anlamayacağı bir boyuta taşır ve birden bu kadar insana ve onun ihtiyaçlarına göre şekillenen bir alan mimar olmayanların anlamadığı bir dilde konuşmaya başlar. Üstelik bu dil mimarlığın yazım dilini de ele geçirir, mimarlık birden kendine dair sözlüğü olan bir alana dönüşür. Ama burada ironik olan anlaşılmaya dair sarfedilen tüm bu çabanın, mimarlığı daha karışık göstermesi durumudur. Yine bu yüzden olsa gerek, mimarlık dergilerini yalnızca mimarlar alır.
Bilgisayarın hayatın her alanını içine çekmesiyle mimarlığın temsil edilme biçimlerine bir yenisi eklendi ve garip bir şekilde o biçim “sıradan” insanların mimarlıkla en çok karşılaştıkları yüzü oldu. Bilgisayarda kurgulanmış 3 boyutlu görsellerle birlikte bütün inşaat firmaları reklamlarını bu görseller üzerinden oynatmaya başladı. Önceleri maketle bir yere kadar anlatılanlar artık çok daha fazlasını anlatabilmekte ve en önemlisi bu 3 boyutlu görseller insanlara belki de hiçbir zaman gerçek olmayacak o en idealize edilmiş mutlu anın fotoğrafını sunmaktalar. Mimarlık, kullandığı bu temsil aracıyla da herkesçe anlaşılan ama içi gitgide daha da boşaltılan bir şeye dönüşmektedir. Peki, emlak piyasası mimarlığın içinin dolu ya da boş olmasıyla ne kadar ilgilidir? Belki daha da önemli soru şudur: Mimarlığa ne oldu da sermayenin uzantısı haline geldi, temsil ettiklerinin niteliği değişti?
Bugün mimarlığın “herkes”çe anlaşılan yüzü televizyonda çeşitli reklamlarda, billboardlarda sunulan bilgisayarda kurgulanmış o naif ve pek de sofistike olmayan görsellerden ibaret. O reklamlarda hep aynı sarışın, mutlu kadın ve adamların çocuklarıyla berrak bir gökyüzü altında hep aynı şekilde gülümsedikleri bir dünya sunuluyor ve geride kalan “herkes” o dünyanın hayal ettirdiklerinin peşinden gitmek istiyor. Tüm bunların içinde mimarlık bu reklamlarla “herkes”e hayal satma aracına dönüşüyor.
Mimarlık ve onun bilgisini temsil eden araçlar onun dünyayla konuşmasını değil dünyadan daha kopuk bir hale gelmesine neden olmaktadır. Bu çalışma tam da bu kopukluğun kurduğu ortamda Debord’un (2010) deyişiyle “görüntülerin bir imaja dönüşecek kadar birikmiş sermayeler olduğu” dünyada, mimarlığı en yaygın temsil etme aracı olarak kullanılan 3 boyutlu görsellerin, mimarlığın temsil aracı olmaktan çıkıp nasıl başka şeyleri temsil ettiklerini irdeleyecektir. Bunun için de çeşitli inşaat firmalarının reklamlarındaki ve İstanbul’daki kentsel dönüşüm projelerinin tanıtımlarındaki 3 boyutlu görsellerle kurulan “dil” i ele alacaktır. Buradan yapılacak olan bilgi kodlaması ve söylem analizi ile sermaye iktidarı nasıl bir dil kuruyor ve bunu mimarlığa nasıl bağlıyor, bu durum mimarlıkta nasıl yer ediyor soruları üzerine gidilecektir.
Kaynaklar:
Debord, Guy, Gösteri Toplumu, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2010.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder