27 Kasım 2012 Salı

Görsel algı ve bilinç üzerine

Görsel algı ve bilinç üzerine geçen hafta konuştuklarımıza ilave olarak Alva Noe ve Kevin O'Regan tarafından geliştirilen yeni bir görüşü sizinle paylaşmak istedim.

"On the brain-basis of visual consciousness: A sensorimotor account" (pdf formatında)

İyi çalışmalar herkese!

22 Kasım 2012 Perşembe

VISUAL IMAGES SKIMMED AS MEMES - ABSTRACT


Usually, architecture students make a visual search through many images before and during the design process. These images, which involve photographs, perspective drawings of the various buildings, views captured from virtual/physical models of design presentations, can be reached easily via web or magazines in today’s communication medium. It is a skimming through such visual images, has effects on both the design process an on the final product.

Dawkin (1976) published an article examining ‘units of cultural transmission’. He called these units as ‘memes’ referring the word ‘genes’ with their all evolution theory. He examples memes such; “tunes, ideas, cloth phrases, clothes fashions, ways of making posts or of building arches, etc. (Langrish). These ‘memes’ are considered that combining themselves every time being unique; different from the others,  they are passing from one to other (these transferring points can be either person or places, or even be cyberspaces’ places in today’s communication medium) like the genes.
Langrish deepens this ‘meme’ notion and specifies them; recipemes, selectemes, explanemes. These words refer transmittable ideas about how to do things (recipemes), ideas about what sort of thing a person wants to do (selectemes), and ideas that provide the basis for answering why questions (explanemes).  Moreover, he argues that these memes are such an expansion like epidemiology. They always affect one other and this situation supports the diversity.

With this point of view, visual images that are skimmed through can be argued as a kind of meme. In order to understand the affects and potentials of this cumulative knowledge gathered from visual search; there will be a study with by architecture students. The basic aim of the study will be understand how the affect of visual data is and how it is montaged by the student as a final product, because, mainly after this visual skimming the student make a mental model/image among these visual sections in his mind. With this purpose, the meme categories that Langrish argues will be the basic of the study. It is going to be searched if the images flowing today’s architecture community have the feature of recipemes (how is done) and explanemes (why is done) more than of selectemes (what is done) or not during the visual search of an architecture student. 

21 Kasım 2012 Çarşamba

bilinç üzerine bir de şöyle bir şeyle karşılaştım:

Antonio Damasio: The quest to understand consciousness
http://www.ted.com/talks/antonio_damasio_the_quest_to_understand_consciousness.html

MAKALE ÖZETİ: Kentsel mekanda duyusal deneyimler: Galata’da soylulaştırmanın algı ve temsili


Amaç
Çalışmanın amacı İstanbul’un katmanlaşmış bir kent olarak Galata bölgesindeki soylulaştırma oluşumu üzerinden duyusal deneyimler ile algılanması ve yorumlanmasıdır.

Çalışmanın ayrıntılı amaçları şunlardır:
·       Kentteki duyusal deneyimlerin nasıl gerçekleştiğini ve algıya nasıl etkidiğini kavramak, bu konudaki kuramsal altyapıyı incelemek,
·       Duyular aracılığıyla kent mekanında algılananın ne şekilde yorumlandığı ve temsil edildiğini anlamak,
·       Öğrencilerin yaşadıkları şehirdeki soylulaşma süreçleri üzerinde bilgilenmeleri ve düşünmelerini sağlamak,
·       Öğrencilerin duyuları aracılığıyla algıladıkları kentsel mekanda süzdükleri bilgiyi nasıl temsil ettiklerini izlemektir.

Kapsam
Çalışmanın kapsamı, birinci aşamada, duyular aracılığıyla algının kuramsal altyapısı dahilinde felsefi, mimari ve kent ile ilgili görüşleri incelemek, ikinci aşamada ise, duyular aracılığıyla algılananın temsilini bir alan çalışması ile değerlendirmektir.
İnceleme yapılacak alanlar, duyusal algı felsefesi, mimarlık ve duyular, kent ve duyular ve algılananın görsel temsili konularıdır.

Yöntem
Birinci aşamada, kuramsal çerçeve oluşturma amacıyla, kitap ve makalelerden literature taraması yapılacaktır. İkinci aşamada ise, alan çalışması içeriği doğrultusunda çeşitli yöntemler kullanılacaktır.

Alan çalışmasında, öğrenciler bir workshop süresince belli bir veri toplama yöntemi ile Galata’daki soylulaşma etkilerinin örneklerini tesbit etmişlerdir. Veri toplama aşamasında öğrencilerin algılarının nasıl çalıştığı gözlemlenmeye çalışılmıştır. Bu tesbitlerden sonra öğrenciler veri yorumlama aşamasına geçmişlerdir. Daha sonra ise bu veriler ve yorumları seçtikleri ifade yöntemi ile poster biçiminde görselleştirmişlerdir.

Alan çalışmasının ayrıntılı içeriği şöyledir:
  • Konunun tanıtımı: Soylulaştırma ve Galata
    • Soylulaşma/Soylulaştırma kavramları
    • İstanbul ve Galata’da Soylulaştırma
  • Veri toplama: Michel de Certeau- Voyeur Walker kavramları
  • Veri yorumlama
  • Seçilen yöntem ile görselleştirme
  • Değerlendirme

17 Kasım 2012 Cumartesi

12 Kasım 2012 Pazartesi

Deniz Sayar - makale özeti

KNOWLEDGE PRODUCTION IN CURRENT TURKISH ARCHITECTURE MAGAZINES: AN ANALYSIS OF SUBJECT MATTER AND CONTENT

This paper examines the current issues of major Turkish contemporary architecture magazines in order to shed light upon the many different ways that academics, practitioners, and others contribute to them. In turn, the content of the architectural knowledge produced by these magazines is discussed. Hence, the study provides a comprehensive retrospective research on current Turkish architecture magazines “XXI”, “Yapı”, “Arredemento Mimarlık”, and “Mimarlık”, which initiates a broader discussion regarding the place and contribution of these publications to the knowledge production and to the development of the discipline of architecture in Turkey. Content analysis is the method used to analyze over 240 issues covering a five-year period in terms of two broad themes: 1. Authorship 2. Subject Matter and Content.

9 Kasım 2012 Cuma

Makale özeti: Bir Temsil Oyunu: Mimarlığın Sermayesi, Sermayenin Mimarlığı

Bir Temsil Oyunu: Mimarlığın Sermayesi, Sermayenin Mimarlığı
Pelin Çetken

Temsil etmek, temsil edilen bilgiye karşı bir mesafe almayı getiren bir eylemdir. Burada temsil edilen bilgiye ne kadar uzak ne kadar yakın olunacağının sınırları önceden belirli değildir. Bilgiler temsil edildikçe mi nesneleşir ve nesneleşmeleri onları başkalaştırır mı? Bilgi, temsil edilme eylemiyle kendisini bildiririr, dünyayla konuşabilir hale gelir. Temsil, bilginin dilini kurar. Bu dilin neyi, nasıl anlattığına göre bilgiler dünya üzerindeki yerlerini bulurlar. Peki, bilgi kendisini temsil edenleri aradaki mesafeden dolayı ne kadar kontrol edebilir? Temsilin anlattığı bilgi başkalaşınca, “bilgi”ye ne olur?

Mimarlığa bakıldığında onun bilgisinin aslında hep insana, onun barınma ihtiyacına dayalı olduğu ortadadır. Da Vinci’nin Vitrivius Adamı’ndan, Le Corbusier’in Modülör’üne kadar hep insandan çıkan ölçüler ve o ölçülerle kurulmuş bir dünya görülür. Ama mimarlık garip bir şekilde bu kadar insana dair olmasına rağmen, insanla, toplumla arasına bir mesafe koymuştur. Onun temsil araçları, dili herkesin anlayacağı türden değildir. Bir yapının kesitini alma, görünüşünü çizme, planını kurma ve bunları belirli bir çizim tekniği ile ifadelendirme sırasında oluşan yapının bu temsil biçimi mimarlık bilgisini “sıradan” insanların anlamayacağı bir boyuta taşır ve birden bu kadar insana ve onun ihtiyaçlarına göre şekillenen bir alan mimar olmayanların anlamadığı bir dilde konuşmaya başlar. Üstelik bu dil mimarlığın yazım dilini de ele geçirir, mimarlık birden kendine dair sözlüğü olan bir alana dönüşür. Ama burada ironik olan anlaşılmaya dair sarfedilen tüm bu çabanın, mimarlığı daha karışık göstermesi durumudur. Yine bu yüzden olsa gerek, mimarlık dergilerini yalnızca mimarlar alır.

Bilgisayarın hayatın her alanını içine çekmesiyle mimarlığın temsil edilme biçimlerine bir yenisi eklendi ve garip bir şekilde o biçim “sıradan” insanların mimarlıkla en çok karşılaştıkları yüzü oldu. Bilgisayarda kurgulanmış 3 boyutlu görsellerle birlikte bütün inşaat firmaları reklamlarını bu görseller üzerinden oynatmaya başladı. Önceleri maketle bir yere kadar anlatılanlar artık çok daha fazlasını anlatabilmekte ve en önemlisi bu 3 boyutlu görseller insanlara belki de hiçbir zaman gerçek olmayacak o en idealize edilmiş mutlu anın fotoğrafını sunmaktalar. Mimarlık, kullandığı bu temsil aracıyla da herkesçe anlaşılan ama içi gitgide daha da boşaltılan bir şeye dönüşmektedir. Peki, emlak piyasası mimarlığın içinin dolu ya da boş olmasıyla ne kadar ilgilidir? Belki daha da önemli soru şudur: Mimarlığa ne oldu da sermayenin uzantısı haline geldi, temsil ettiklerinin niteliği değişti?

Bugün mimarlığın “herkes”çe anlaşılan yüzü televizyonda çeşitli reklamlarda, billboardlarda sunulan bilgisayarda kurgulanmış o naif ve pek de sofistike olmayan görsellerden ibaret. O reklamlarda hep aynı sarışın, mutlu kadın ve adamların çocuklarıyla berrak bir gökyüzü altında hep aynı şekilde gülümsedikleri bir dünya sunuluyor ve geride kalan “herkes” o dünyanın hayal ettirdiklerinin peşinden gitmek istiyor. Tüm bunların içinde mimarlık bu reklamlarla “herkes”e hayal satma aracına dönüşüyor.

Mimarlık ve onun bilgisini temsil eden araçlar onun dünyayla konuşmasını değil dünyadan daha kopuk bir hale gelmesine neden olmaktadır. Bu çalışma tam da bu kopukluğun kurduğu ortamda Debord’un (2010) deyişiyle “görüntülerin bir imaja dönüşecek kadar birikmiş sermayeler olduğu” dünyada, mimarlığı en yaygın temsil etme aracı olarak kullanılan 3 boyutlu görsellerin, mimarlığın temsil aracı olmaktan çıkıp nasıl başka şeyleri temsil ettiklerini irdeleyecektir. Bunun için de çeşitli inşaat firmalarının reklamlarındaki ve İstanbul’daki kentsel dönüşüm projelerinin tanıtımlarındaki 3 boyutlu görsellerle kurulan “dil” i ele alacaktır. Buradan yapılacak olan bilgi kodlaması ve söylem analizi ile sermaye iktidarı nasıl bir dil kuruyor ve bunu mimarlığa nasıl bağlıyor, bu durum mimarlıkta nasıl yer ediyor soruları üzerine gidilecektir.

Kaynaklar: Debord, Guy, Gösteri Toplumu, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2010.

7 Kasım 2012 Çarşamba

Orkan Makale Özeti


Merhabalar, makale özetimi yolluyorum. Eleştirileri alabilirim özellikle kapsamı belirlemekte zorlandığımı söyleyebilirim. 


MAKALE ÖNERİSİ: Günümüzde geleneksel mimarlık bilgisinin sürdürülmesi durumunun örnekler üzerinden irdelemesi
Geleneksel sivil mimari örneklerinin giderek yok olması, günümüz koşullarına uyum sağlayamaması ve dönüştürülmesi gibi durumların karşısında gelenekselin mimarlık bilgisinin günümüz tasarım kurgusuna dahil olamaması ve kaybolması olumsuz bir durum olarak görülmüştür. Çalışmada kavranmaya ve tanımlanmaya çalışılan geleneksel mimarlık bilgisi sadece biçimsel olarak değil ayrıca mekansal düzenleri oluşturan iklim, arazi, malzeme ve sosyokültürel etmenler bağlamında incelenecektir. Geleneksel mimarinin bilgisini özümseyerek günümüz mimarlık ürünlerinin tasarımı için dönüştüren örnekler mevcuttur. Yerel özelliklere ve endişelere sahip, geleneksel mimarinin bilgisini özümseyerek kullanan günümüz yapıları örnekler üzerinden irdelenecektir.
Geleneksel yerleşmeler, bulunduğu yörenin fiziksel ve kültürel özelliklerini göz önünde bulundurarak oluşmuş yaşam çevreleridir. Geleneksel mimarinin düzeni ve yapıların biçimlenme ilkelerinde belirleyici olan doğal ve fiziksel etkenler bir çok çalışmada; iklim, topografya, arazi, malzeme ve yapım sistemi başlıkları altında ele alınmaktadır. Rapoport’a göre kültürel etmenler geleneksel mimarlık ürünlerinin özelliklerinin belirlenmesinde fiziksel etmenlere göre daha ağır basmaktadır.
Türk Evi Örneği: Geleneksel yerleşmelerde ev mahalle ilişkisi vardır. Mahallenin bütününü oluşturan tüm evler kendi kimliğine sahiptir. Bir bütünlük olarak ele alınabilecek geleneksel evlerde ise birbirini vareden oda,sofa,avlu gibi mekanlar vardır. Bu mekanlar ayrı ayrı özelliklere sahiptir ve bütün içinde belirli bir yere sahiptir. Bir anlamda geleneksel yapılar bir vokabuleri, arketipleri ve bir takım oluşum ilkelerini barındırmaktadır. Cansever(1992),  Mies Van der Rohe’nin Lake Shore Drive Apartmanını ve Seagram Ofis Kulesini ayrıca Walter Gropius’un Bauhaus Dessau binasını  benzer yapı elemanlarının tekrarıyla oluşmuş kümülatif bütünler olarak nitelendirmektedir. Bu anlamda modern mimarinin vokabuleri geçmişe referens vermeyen, okunaklı ve saf olsa da, düzgün geometri, oran ve Corbusier’in modülörü bir anlamda geçmişin bilgisini kullanmaktadır.

Sonuç olarak, gelenekselin bilgisini farklı yönlerden (biçimsel, işlevsel, kültürel) ele alarak bu bilginin günümüz mimarisiyle birleştirerek sürdürülebileceği düşüncesi, örnekler ve mimarlar üzerinden irdelenerek açıklanmaya çalışılacaktır.